DENİZ TÜRK (NERİMAN KARAKUŞ)

DENİZ TÜRK (NERİMAN KARAKUŞ)

Anadolu Ve Mezopotamyalı Çocukların Gülüşlerini Buluşturmaya Geldim

Başkanım; ben buraya, sizin yarattığınız bu kutsal mekâna geldiğimde fazla bir şey bilmiyordum. Sadece ülke hevesi vardı. Aslında buraya geldiğimizde gerek ülke, gerekse de halk gerçekliğinden kopuk olduğumuzu fark ettik. Bir bütün gerçekliklerden uzak olduğumuzu gördük. Ama şimdi birçok şey değişti diyebilirim. Gerçeklere dayanarak bazı şeyleri görebildim. Geldiğim zaman zorlanmalar olmuştu. Birçok şeye anlam veremiyordum. Ama şimdi öyle değil. Arkadaşların desteği oldu. Çok yoğunca tartışmalar oldu. Anlam veremediğim birçok şeye şimdi anlam veriyorum çünkü yaşama başka yönlerden bakmayı öğrendim burada.

Özellikle mücadeleye katılmadan önce kendime ne çok iyi yapayım ne de kötü yapayım diyordum, yani sıradan bir yürüyüş, fazla özgüvene dayanmayan bir yürüyüş vardı. Burada özellikle bu özgüven gelişti, başarma hırsı gelişti. Bu sizin sayenizdedir. Çünkü siz sadece Kürt halkını kurtarma çabası içinde olmadınız. Sizin en büyük çabanız kadınları özgürleştirmekti. Onu da başarıyorsunuz. Geriye kalan bizim çabamız. Bizim mücadele tarzımızdaki yaratıcılığımızdır.

Burada gerek Önderlikten aldığım güçle ve gerekse de arkadaşların verdiği destekle pratikte faydalı olacağıma, başaracağıma dair söz veriyorum. Sizinle yoldaş olmak dünyanın en büyük armağanıdır bizim için.

Önce bu güzel ülkenin tadını çıkartmak için kucakladım tüm doğayı. Öyle güzel, öyle muhteşem bir arazideyiz ki, bir yanımız alabildiğine yeşil, bir yanımız alabildiğine mavi. Ve biz bu yeşillik ve mavilik içinde güzelliğe çalan bir yaşam yaratmaya çalışıyoruz.

Bugün oldukça güneşli ve güzel bir gündü. Aslında arkadaşlarla arazide dolaşmayı düşünüyorduk ki, bir baktık ekmeğimiz bitmiş. Hemen kolları sıvadık ve ekmek yapmak için hazırlığa koyulduk. Hazırlığımız tamamlandıktan sonra, hızlı bir şekilde ekmek yapmaya koyulduk. Çünkü kararlıydık. Ekmek yapmayı bitirir bitirmez araziye çıkacak, doğanın tadını çıkartacaktık.

Evet, ben Anadolu’nun bağrından Kürdistan’ın asi dağlarına gelmiş bir Türkmen kızıyım. Belki birçokları için anlamsız gelebilir bu dağ yürüyüşüm ama olacaksa bir özgürlük, bu dağlarda verilen mücadeleyle olacak. Ben Anadolu ve Mezopotamyalı çocukların gülüşlerini buluşturmaya geldim. Tıpkı ardılı olduğum birçok yoldaşım gibi. Nasıl ki, Kürdistan’ın isyankâr çocuğu Mazlum ile Karadeniz’in asil çocuğu Haki’nin, Kemal’in yürekleri bir olmuş, gülüşleri buluşmuşsa aynı gözlerde ben de onların o güzelliklerine katılmak, onların yarattığı ve bedel olarak bedenlerini verdikleri bu yaşamda yer almak istiyorum. Ben aynı türküyü aynı şiiri farklı dillerde söylemek, aynı yürekte buluşmak istiyorum. Tıpkı bugün yaptığım gibi Çarçella’nın zirvesinde müthiş bir renk cümbüşü içerisindeyim. Kendimi Kızıldere’den Dicle nehrine akmış bir su gibi hissediyorum. Şimdi de Kürdistan’ın cennet dağlarındayım. Bence herkes bir kere dahi olsa bu cennet güzelliği görmelidir. Şu an yüreğim o kadar dolu ki, topladığımız gunilerden bir ateş yakmış, etrafında toplanmışız. Yaktığımız ateşin çağrısıyla kendimizi daha da yakınlaştırmışız yoldaşlarımızla. Ayrı dillerde değil, aynı dilde ve bizi aynı anlam deryasında buluşturan yoldaşlarımla ateşin sıcaklığında sessiz, sakin bir şiir mırıldanıyoruz.

…sınırların ardında ateş yakmaz

Su boğmaz mı?

Sınırların ardında ölüm vakitli mi gelir?

Sınırların ardında ay hilal,

Ufuk hayal değil midir?

Sınırların ardında yalnızlık daha mı az?

Sınırların ardında akşam acı vermez mi?

Aşk hüzün vermez mi?

Ya nasıl ayırırız yıldızları?

Kim geçiş izni verecek rüzgâra?

Bu tarifsiz ayrılığı

Yağmura kim, rüzgâra kim 

Çocuklara kim öğretecek?

Feryadım hoşnutsuzluklarla başladı, tanışmam ise mutluluklarla karşılandı. Sistemin kirinden, tekdüzeliğinden öylesine bıkmış, öylesine boğulmuştum ki artık kendime bir nefes bulmalıydım.  İçimdeki özgürlük özlemini ise ancak bu dağlar giderebilirdi. Ben Güneş’e sevdalandım ve öyle koyuldum yola. Kimi insanlar her şeyi birlikte yaşamak ister. Kimileri ise yalnızlığa bürünerek sade yaşamayı sever. Ve insanlar aydınlığın enerji gücü olan güneşle bağlanır yaşama, güneş var olan bütün nesnelere renk katıp güzelleştirir.

Şu anda güneşin en görkemli doğduğu dağlardayım, Botan’dayım. Asê Aro dağının gövdesinde konumlanmışız. Etrafımda yoldaşlarım, doğal, samimi içten bir hava sarmış etrafımızı.

İlkbaharın serin, soğuk, aysız, zifiri karanlığında orada yıldızlar daha parlak görünür. Uzanırken yatak yerlerimize, parlayan yıldızlara dikilmişti gözlerimiz. Ve yıldızları paylaşmaya başlamıştık. O benim, şu senin derken, soğuk gecede uykuya dalmıştık. Artık güneş iyice yükselmiş ve üşüyen bedenimizi ısıtmaya başlamıştı.

Kalktık, hazırlanıp yola koyulduk. Güneş ışınları altında tepeye doğru tırmanıyorduk. İlk verdiğimiz arada epey yol kat etmiştik.  Artık her yere hakimdik, bulunduğumuz yerden her yer görünüyordu. İçimdeki merak duygusunu dizginleyemiyordum. Ve durmadan heval burası neresi, burayı da anlat diye diye arkadaşları adeta mahvetmiştim. Ama olsun ben her yeri tanımak ve bilmek istiyordum. Sonra parmağımla uzak bir yeri göstererek, peki ya orası dediğim zaman bir arkadaş; “orası Çiyayê Reşke” dedi ve orada yitirdiğimiz, avuçlarımızdan kayıp giden kırk dört yıldızın hikayesini anlatmaya başladı.

Öyle etkilenmiştim ki bu olaydan, bir an önce o uzakta duran Çiyayê Reşke ‘ye ulaşmak, onunla kucaklaşmak istiyordum. Ama bu Temmuz yağmurları buna izin vermiyordu. Bir de zaten keşif çalışması yapıyorduk. Düşman hareketliliğini görmüş, onları takip etmeye çalışıyorduk. Gündüz keşiflerimizi tamamladıktan sonra akşam karanlık çöktüğünde noktamıza dönüyorduk. Bir süre keşif yaptıktan sonra artık eylem planlamasına geçtik. Bu planlamaya göre düşmanın araziye çıkmasını bekleyecek ve belirlediğimiz yerlerde onlara pusu atacaktık. Şimdi bu planlama çerçevesinde bekliyoruz. Bakalım düşman ne zaman gelecek ve biz onunla ne zaman cenge tutuşacaktık. Yitirdiğimiz güzel yoldaşların intikamını ne zaman alacaktık. Şimdi yine gözlerimi gökyüzüne dikmiş uyumaya çalışıyorum. Ve yıldızlar akmaya başlıyor, o debi derya azmanda. Acaba diyorum bu sefer süzülüp kayan yıldız kim?

 

 

 

 

 

 

 

 

Açıklamalar

Egîd, Agir, Serhed ve Xeyrî Yoldaşlarımızı Saygıyla Anıyoruz!

23.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

Zap’taki Kepçeler Darbelendi

22.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Fedai Militan Şervan Varto Yoldaşımızı Saygıyla Anıyoruz

21.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

Dijwar Elbak Yoldaşımız İran Güçlerinin Pususunda Şehadete Ulaştı

20.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

Zap’ta Gerçekleşen Devrimci Operasyon’da 1’i Yüzbaşı Toplam 37 İşgalci Cezalandırıldı

18.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Girê Amediyê’deki Kepçe Darbelendi

16.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Zap’ta 1 Kepçe Darbelendi

10.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Serhed Tekoşîn Yoldaşımızı Saygıyla Anıyoruz

09.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

telegram