ŞEHİT ZILAN ÖLÜMSÜZLER TABURU’NA FEDAI EYLEM RAPORUMDUR

ŞEHİT ZILAN ÖLÜMSÜZLER TABURU’NA FEDAI EYLEM RAPORUMDUR

Adım-soyadım: Dilara Ürper. Kod Adım: Sara Tolhıldan. 4 Nisan 1992 doğumluyum. Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Çeman köyündenim.

Yurtseverlik duygularının baskın olduğu Önderlik ve partiye duygu boyutunda bağlı kalındığı ancak, parti kültürü ile feodal yaşam ölçüleri arasında sıkışmış ve buna sonradan metropol yaşam tarzının eklenmesi sonucunda ortaya çıkan kozmopolitik bir aile yapılanmasından geliyorum. Ailemin partiye olan bağı, b……’ın örgüte milislik yaptığı dönemlere, benim dünyaya gözümü açışımdan önceki yıllara denk düşmektedir.

1993-94 yıllarında TC tarafından uygulanan köyleri boşaltma, halkı toprağından, kültüründen, varlığa dair tüm yaşam değerlerinden kopartıp göçe zorlama politikaları sonucunda dünyanın dört bir yanına savrulan Kuzey Kürdistan’lı birçok aile gibi ailem de, Güney Kürdistan’a göç etmiştir. Bu temelde çocukluk yıllarım, yaşamı öğrenmeye çalıştığım anlarım Güney Kürdistan’daki zorlu koşullar altında geçmiştir. Bu zorlu koşullar kişiliğim üzerinde olumlu olumsuz birçok yönüyle etki yapmıştır. Kamp koşullarında yaşamanın; düşman gerçekliği ile çocuk yaşlarımda tanışmam, sömürgeci TC’ye uşaklık yapan KDP-YNK somutunda tanık olduğum vahşi, insanlığa sığmayan, pervasız saldırıları, hiçbir günahı olmayan, masum 70 yaşındaki insanımızın kafasını kesmeleri bende tarifini anlatamayacağım derin bir acı yaşattırdığı kadar, büyüdüğümde mutlaka intikamımızı almam gerektiği hissiyatını güçlendirmişti. Diğer yandan KDP ve YNK’nin yürüttüğü çirkef, ahlaktan nasibini almamış politikalarının yanı sıra, o zorlu koşullara rağmen Özgürlük Hareketinin kamplardaki halkı korumaya çalışması, Önderlik öğretisinin halka mal edilmeye çalışıldığı o anlar, partiye katılımımdaki temel gerekçemdir. Bu nedenle daha 7-8 yaşlarımdayken, büyüdüğümde bende gerilla olacağım sözünü verdim.

Aradan yıllar geçti ve yaşamımızda çok büyük değişiklikler oldu. Bazı ailevi sorunlardan kaynaklı 2000 yılı başlarında, beraber aynı zorlukları yaşadığımız, aynı sevinci, aynı hüznü paylaştığımız kampta ki değerli insanlardan ayrılıp yönümüzü Türkiye metropollerine çevirdik. Ancak Türkiye’ye gidişimizi hiçbir zaman hazmetmedim. Her zaman bir gün tekrar ya kampa ya da köyümüze geri döneriz hayali ile yaşadım. Bunun için ailem kaydımı sistem okullarına yaptıklarında büyük bir nefretle reddettim. Çünkü ben temelimi kendi kültürüm ile almıştım. Kendi okullarımızda tüm imkansızlıklara rağmen kendi dilim ile okuma şerefini yakalamıştım. Kendi marşlarımızı haykırıp söylemiştim. Kendi Önderim ile tanıştırılmıştım. Kendi tarih bilincim ile aydınlatılmaya çalışılmıştım. Böylesi duygulardan sonra mümkün müydü o yaşama adapte olmak! Tabi bunları belirtirken kişiliğim hiç o yaşam tarzından etkilenmedi değil. Birçok yönüyle yaşanan tahribatlar da vardır. Ancak her zaman için baskın olan; geçmişime sahip çıkmam ve verdiğim sözün takipçisi olmamdı. Bu temelde 7 Temmuz 2009 yılında İstanbul’dan parti saflarına katıldım.

PKK’ye katıldığımda yük olan değil, yük kaldıran olacağım demiştim

Örgütte ki yol alışım, katılım tarzıma değinecek olursam; daha sistemdeyken ‘PKK’ye katıldığımda yük olan değil, yük kaldıran olacağım’ demiştim. İçeriğini çok dolduramamış olsam da, hep bu anlayışla yol almak istedim. Ancak PKK yaşamının ideolojisinden, kültür ve ölçülerinden uzak olduğum için, özellikle verili yaşamın bireyde yarattığı yanılgılı kişilik gerçeklerinden bihaber olduğum için tüm iyi niyetlerime rağmen, çoğunlukla hem kendisi zorlanan hem de örgütü ve yoldaşları zorlayan katılım tarzını, daha doğrusu tarzsızlığını uzun süre aşamadım. Tabi PKK yaşam diyalektiğinin biz militan adaylarına kazandırdığı anlayıştan ötürü mücadele etmek isteyen birey, her ne kadar yetersizlikler yaşasa da, eğer baş koyduğu yolda yürümede iddialı ve kararlıysa; yaşamış olduğu zorlanmaların taşımak istediği sorumlulukların önünde hiçbir şekilde engel olmayacağını ve olmaması gerektiğini bilir. Belki ilk başlarda bunun farkındalığı zayıftır, ancak zaman geçtikçe bu yönlü farkına varma ve bilinç gelişmektedir. Bundan kaynaklı kendimde, ilk süreçlerde yaşam gerçekliğinin yakıcılığını, ciddiyetini derinden anlayıp o temelde kendine misyon biçen yoğunlaadan uzak olsam da, duyguda yaşadığım karmaşanın özünde; PKK’nin birçok ahlak ölçülerinden uzak olduğumun yansımasıydı. Bu uzaklığı ortadan kaldırabilmek için bilince ihtiyacım vardı. Bu bilinci, Önderlikten ve şehit yoldaşların miras olarak bıraktıkları günlüklerinden edinmeye çalışıyordum.

Bu öğrenme sürecinde okuduğum; ‘Fedai Yaşamlarıyla Üç Ölümsüz’ kitabından sonra Hêzên Taybet Kurumunun varlığından haberdar oldum. Mutlaka benim de böylesi bir ortamdan geçmem gerektiği kararına vardım. Aldığım bu karar sonucunda Hêzên Taybet’e yaptığım önerinin kabul edilmesi temelinde 2010 yılının son aylarında kurum çalışmalarına geçtim. Kuruma geçmemle beraber PKK’nin yaşayan özü olarak tanımlanan fedailik gerçeği ile tanıştım. Sonuç olarak elde ettiklerim ise, beni sarsıyordu. Çünkü o ana kadar hissiyat olarak yaşadıklarım somut olarak beni bana tanıtıyordu. Ne kadar kendimden uzaklaştırıldığımı ne kadar benliğimi yitirdiğimi, ne kadar düşmanın olduğumu kavratıyordu. Ancak bu kendini fark edişlerin büyük mücadele duruşuyla, düşmana büyük nefret beslemeyle ve yaşamda bunların gereğinin güçlü yerine getirilmesiyle sonuçlanması gerekirken, bende yaşanan; kolaya kaçan, duruma objektif değil de duygusal yaklaşan, bu nedenle de geriye adım atan duruşlar oluyordu. Fakat özünde bu bir kaçıştı ve bunun çok iyi farkındaydım. Yani sorun mekânda değil bendeydi, düşmanın darmadağın ettiği kişilik gerçekliğimdeydi. Bunun için kaçamazdım. Kalıp, kendimle, düşmana ait olmuş benliğim ile mücadele edip ruhumu özgürleştirmeliydim. Yine bağlı olduğumu iddia ettiğim değerlerim; Önderliğim, hareketim ve halkım için savaşmak istiyorduysam eğer önce kendimin olmalıydım. Kendimin olmadan, yani xwebûnu yaşamadan nasıl kendimden çıkıp milyonlara mal olabilme iddiasında bulunabilirdim ki?

Kendimde bu hususları fark ettikten sonra, yaşama daha güçlü katılmaya başladım. Bu katılım tarzı yaşamdan zevk almamı sağlıyordu, ancak zaman geçtikçe var olan katılımımın sürece cevap olmadığını, güncel görevleri aşıp, tarihsel görevleri üstlenmede zayıf kaldığını, bunun için daha derin bir anlayış dünyasına sahip olmam gerektiği hissiyatını ve yoğunlaşmasını da yaşatıyordu. Bu yoğunlaşmalarım temelinde kendimi Şehit Zilan Ölümsüzler Taburu’na önerdim. Önerimin kabul edilmesi için 3 yıl boyunca bekledim. 3 yıldan sonra Tabur’a gelebilme şansını yakaladım. Tabur ortamında çok değerli, anlamlı eğitimlerden geçtim. Bu eğitimler gerçekten anlayış kazanmamı sağladı. Tabi edindiğim ahlaki, güzel ölçülerin yanında özellikle bir kadın olarak Şehit Zilan Tabur kimliğini, misyonunu temsil etmekten uzak olan, Şehit Zilan gerçeğinin iradeli, ona cevap olan çizgi militanlığının özünü kendimde hâkim kılmamı engelleyen verili yaşamın kuşatması halen birçok yönüyle devam ediyordu ve halen devam etmektedir. Bunun için bu kuşatmayı bir bütünen ortadan kaldırmadan Zilan’lara, Zınar’lara, Doğa, Munzur, Rojhat ve Jînda’lara cevap olamam. Bunun bilincindeyim. Bu nedenle hiçbir gerekçenin arkasına sığınamam. Çünkü dönemin nasıl bir ruh istediğini; Zınar, Doğa, Munzur, Rojhat ve Jînda ve ismini saymakla bitiremeyeceğim onlarca can yoldaşım, kahraman halkım ve en büyük fedai olan Önderliğim mücadele duruşları ile bize kavratmıştır. Bana düşen de onların yarattığı büyük değerler üzerinde kendini yaşatmak değil, onlara layık olabilmektir. Bunun dışında kendime başka bir yol tanımıyorum. Bu nedenle en büyük değerlerimiz olan şehitler gerçeğine ve Başkan Apo öğretisine bağlılığın gereği olarak ona cevap olma isteğim ve iddiam her zamankinden daha güçlüdür.

 

Açıklamalar

Egîd, Agir, Serhed ve Xeyrî Yoldaşlarımızı Saygıyla Anıyoruz!

23.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

Zap’taki Kepçeler Darbelendi

22.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Fedai Militan Şervan Varto Yoldaşımızı Saygıyla Anıyoruz

21.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

Dijwar Elbak Yoldaşımız İran Güçlerinin Pususunda Şehadete Ulaştı

20.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

Zap’ta Gerçekleşen Devrimci Operasyon’da 1’i Yüzbaşı Toplam 37 İşgalci Cezalandırıldı

18.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Girê Amediyê’deki Kepçe Darbelendi

16.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Zap’ta 1 Kepçe Darbelendi

10.02.2024
HPG BİM Açıklama

Devamını oku

Serhed Tekoşîn Yoldaşımızı Saygıyla Anıyoruz

09.02.2024
HPG BİM Şehit Açıklaması

Devamını oku

telegram