2004 Yılında Fedai Eylem Yapan Şehid MAZLUM TEKMAN Yoldaşın Anısına…
Dağların bağrından kopan bir çığlıktı.
Sevda kadınının soylu direnişini yeni bir doğuş onun rengindeki seslenişle yeniden yeniden dünyaya merhaba demenin varolmuş ve varolabilecek adını simgeleyen özgür ruhlu çocuğu Mazlum ve Mazlumlar...
Özgür doğuşun sancıları yalan ve yanlış çizilen tarihin yazgısıyla buluşunca yaman çelişkilerle örülmüş yaşamın yönü kendiliğinden oluşuvermişti. Bu geçmişle, anda yaşanılan zamanın yaşam öyküsüydü. Bir adım geriye gidiş, kendisi olabilmenin derin özlemi, onu asla terk edemeyecek köklü izlerin vicdani sorgusu, bir adım ileriye gidiş ise tarihin büyük sorumluluğu, yaşama sevinci ve var oluşun büyük destanıdır. Umuda tutkusunu eken yiğit sevdalılığın görkemli sözüdür. “Orta doğu bir kişiliktir” der Başkan APO. Bunu doğrularcasına yüklemiş olduğu, kendi bedeninden ve gencecik yaşından büyük, ağır sorumluluğun soylu acılarını yaşamak bir gelenekti onun için. Anlamı büyük acılar ona rağmen tarihsel bir yazgıya dönüşmüşse yalan ve sahte yaşamın içerisinde kaybolan bir birey olmaktansa bu acıların soylu bir evladı, yaşarken erdemli anların ve geleceğin bileyeni olmak çok daha anlamlı olacaktır. Alınan bu karar “insanım” demenin derin bilinci, özgür bir kürt, özgür bir birey olmanın güçlü tercihiydi. Bu yüzden sıradanlık affedilemez günahların başlangıcı, ödenemez borçların kefaleti altında boğulmak, yitip yok olmak ve lanetlenmek demekti.
Adını Mazlum DOĞAN’nın akladığı tarihin izdüşümüyle yeni sayfalara taşımış, göstermiş olduğu bilinç ve inancın hayranlığını yaşaya yaşaya ona doğru yol almanın zamanını iple çeker gibi olmuştu. “Yaşamak ama nasıl ve niçin yaşamak” yaşamak sorgusu, geçmiş ile yaşanan zaman arasındaki kaoslu büyük krizin karma karışık sancıları, çelişkileri ve anlaşılması zor belleklerin çatışması... kendisini aramanın sağa sola ve her tarafa yalpalanmanın krizi... sözünde, bakışlarında, bitip tükenmez arayışının yolculuğunda... sezgileri özgür dağlı yaşamının kalıtsal bir parçası... yaşamın kendisi doğuşuna ebelik eden toprağına, ülkesine dokunuşun hissedişin, insanıyla içten paylaşımının duygu zekası... onun büyük sevgisi ve aşkı. Bunlar güncel bilincin sınırlarına sığdırılamayacak, bu bilincin kelime dağarcığıyla ifadelendirilemeyecek bir var oluşun derin güveni, isyanı ve kendine göreliğidir.
Mazlum TEKMAN herkesin kalıbına sığamayacak bir sıra dışılıktı. Sıra dışılık dağ kültürünün yarattığı sevgi yoğunluğu, hesapsızlığı, her canlıya yakın oluşun ruhsal zenginliği...ve birde teslimiyete gelemeyecek asiyane bir ruh, bir gelenek ve dayatıcılıktır. Kendinin farkında olmak taze anılar ve bu anıların bilincini yaşamak demek. Kendisini anlatırken yaşamış olduğu zihinsel açıklık karakterinin güvenli duruşunu geçmişiyle izaha kavuşturuyordu. Bu yüzden PKK’li olmak yaşamış olduğu geçmişiyle doğal bir özdeşliğe oturuyordu. Onun için Apoizm yaşayabileceği yegane felsefesi, gelmiş olduğu son duraktı. Onurlu yaşamın ilkelerini sıralarken, bunu öz, güvenli ve gerçek temellere oturtmanın bilincini yaşayarak her anına yedirme ve bunun savaşını kıran kırana yürütmeyle sürdürüyordu. Onu rahat çelişkisiz görmek mümkün değildi. İmralı dan çıkan her manifesto anlam derinliğini kazandırmada yeni bir adım ve kesintisiz arayışlarını hızlandırmada, onu iten yeni bir güç oluyordu. Rahata gelmeyen zihni ve vicdanı zorluyor ve çevresini de kendisiyle beraber kasıp kavuruyordu. Mazlum demek, anlamın sınırsız derinliğinde karanlıktan aydınlığa doğru yürüme gücünü göstermek demekti. Bu yüzden seçici, her şeyi kabul ölçülerine sığdıramıyor, kendisini, herkesi ve her şeyi ayıklıyordu. Arayışları düşünce kapasitesinde dönüm noktalarına ulaşmıştı. Edinmiş olduğu her bilgide, sistemin gücünü çürütürcesine anlam zenginliğini yakalıyor, tarihsel anılarını aklamış olduğu kara yazgıların süzgecinden geçirerek yeni anlamlarla güçlendiriyordu. Sezgilerinde yaşayıp ta onu sürükleyen öz güveni Başkan APO sayesinde bilimsel temellere oturuyordu. Okumak, yalnızca okumak, bilmek ve düşünmek yetemezdi Mazluma. Soyluluk güçlü bağların sürdürücülüğü onlara cevap olabilmenin andaki söz ve eylem gücü etle kemik bağı misali kopartılamaz bir bütünlük... öyleyse feda olmak, fedai olmakla özdeştir. Yaşarken bunun sözünü Gulan, Mahir ve Ferhatların mekanında vermişti. Fedailiğin felsefesini araştırırken yürek dolusu hayranlığına kendisini de katabilmenin coşkusunu eklemişti. Düşmanın olası hareketlerini hep izliyor, örgüt içerisinde yaşanan çözülmelere karşı, bilinci ve eylem kararlılığını dayatıyordu. Almış olduğu ideolojik bilinç... sadeleşmenin, özlü katılımın gerekliliğini hissettiriyordu. Bu yüzden yapay, sahte ve yüzeysel duruşlar karşısında sınır tanımamacasına öfkesiyle karşılık veriyor, özden katılımın davetiyesini çıkarıyordu. Ona göre iradeli duruş kendine ait olabilmeyi başarabilmekti. Yaşam anlayışı ve ilişki anlayışı bu ilkelerle anlam kazanıyordu. Dile gelen her bir kelimenin düşüncedeki anlamı kadar sezgi, hisler ve duygularda anlam kazandığı oranda buna gerçek denilebileceğini söylüyordu. Onun gerçeği ideali, umutları, andaki yaşam arayışıyla beraber hayalleri, sevgi arayışı ve özgürce paylaşım istemi idi. Hayallerini çocukça sergilediği açık yürekliliğiyle, sevgi arayışını ölçülerine sığdırdığı derin özlemiyle, paylaşım istemini de çelişkilerini ve umutlarını kaygısızca ortaya koymadaki samimiyetiyle ifade ediyordu. Bir devrimci duygu ve düşüncesinin özgücüyle vardır. Doğal görünümü ile ideali, gerçeği, hayalleri, onun her bir parçası bütünlüğünü gizlemeyecek öz duruşu, öz benliğidir. İnsani değerlere atfettiği yaşamı, sıcacık yüreğiyle karşıladı. Sevdi, sevildi ve hep sevilecek. O kendi halkının yiğit bir askeri, tüm insanlığın vicdanında özgürlüğe duyulan büyük ihtiyacın güçlü çığlığı idi.
Bilmek bir devrimdi. Anlamak ise yaşamın erdemi, onurlu yürüyüşün derin hissiyatı idi. Onurlu bir yaşamın bedelini özgürce soluduğu her nefeste acıyı tatlandırırcasına bilerek ve yaşayarak verdi. Bu acıyla yaşama yeni tohumlar ekti. Ardıllarına Mazlumca miraslar bıraktı. Onurluca yaşamın çizgilerini kendi yaşamının sayfalarında sıraladı. Tarihe ak sayfalar arasından güçlü bir iz bıraktı.
Devrimci Selamlar ve Saygılar
Ararat ADAR
7-1-2005
