Tarihin derinliklerinde katliamlara maruz kalmış Kürt halkının sesini duyan, genç bir egid’tir Herekol Şiyar. Yürek dağlayan acılara, olan biten her şeye bir anlam vermeye çalışır kendince.
Her nefes alışında tüm benliğiyle onu çeken bir şeylerin olduğunu hisseder. Bir volkan gibi kaynayan yüreği bir isyanı başlatmaya yetecek kadar güçlüdür. Acı, kin, öfke saçan gözlerinde, yaşananlara anlam, mana aramaya çalışır. Yürekten gelen her çığlığa, haykırışa, başkaldırıya, isyana kulak kabartır. Cesur, genç, direnişçi ve bir tufan misali kabaran öfkesinde, yeri yerinden oynatırcasına bir deprem yaratır beyninde. Çünkü; ulaştığı hakikat gerçekliğinde, varsayılan tüm gerilikler bir bir yıkılıp yerle bir olmuştur. Bir coştu mu dizginlenemeyen Fırat nehri gibi, coşku ile akmak ister hayata. Sarsılan benliğinde, yeni bir benliğe kavuşur Herekol. Aydınlanmaya giden yolda koşar adım ilerlemek ister. İlk defa tattığı bu tutku, aşk, inanç, sevgi deryasını tadan Egid Kürt genci daha önce böylesi bir heyecan ile dolup taşmamıştır. En nihayetinde Herekol’un inancı onu amacına, amacı hedefine, hedefi de başarıya götürür. Tüm hücrelerine kadar bunu böyle hisseder ve doğru olduğuna inandığı yolda yürüme kararına erişir. Ve yüzünü Herekol’un asi dağlarına, doruklarına çevirir.
Herekol dağı öyle göründüğü gibi bir dağ değildir. Bir geçmişi ve hikayesi vardır. Botan halkını gözeten engin yüksekliğe sahip en heybetli dağlardan biridir. Ve bu dağda diwanı andıran bir yer vardır. Diwanı andıran bu kayalıkların üzerinde Botan Mirleri toplumsal sorunlara çare aramak ve karar merciine ulaşmak için burayı kendilerine mekân seçmişlerdir. Bundandır ki atalarımız oraya Dîwana Mîran demişlerdir. Bir de Bêrmereşê gölü vardır. Bêrmereşê gölünün koyu maviliğinde, coşku ile akan suyu Botan’ın insanlarına, Herekol’un bağrında barınan her hayvan ve bitkiye hayat vermiştir. Yıllarca gerillalarında Kürt halkının değerlerini korumak için yaslandığı yuvası, savaş kalesidir Herekol dağı. Güneyde kalan Kela Memê ve Besta ona bağlı yoldaş, uçurum dağlarıdır. Batısında kalan Çirav ve Gabar ona kalkan olurken varlıklarında güvendedir Herekol dağı. Herekol’da dağların heybetine nazır bu özellikleri hem kendisinde yaratmak hem de her daim Herekol gibi halkını savunan bir dağ gibi olmayı ister ve kendisine Herekol ismini seçer. İşte Çelik yürekli komutan Herekol, örgüt içerisinde her görev ve sorumluluğa kendi gücünden fazlasını kaldıracak bir cesaret ve azimle kendisini katar ve yük kaldırır. Kendi kişiliğinde kararlı duruşa öncülük eden, komutan Herekol’a göre örgütün ve devrimin hizmetine giren hiçbir iş önemsiz ve küçük değildir. Bunun için kendisini her çalışma konusunda yetkinleştirmede ve her işe el atmada sorumlu görür ve bu ciddiyet ile işinin başarıya ulaşması için çalışmalarına dört elle sarılır. Bu yönüyle birçok yoldaşı tarafından beğenilen, sevilen, saygı gören, esas alınan bir yoldaş olarak görülür.
Herekol dağının heybetinde saklıdır hikayesi. Herekol ile başlayıp Gabar ile ruh bulan eşsiz bir serüvendir Herekol. Herekol dağının keskin kayalıklarında onun izi, eseri, kavgası vardır. Bir konuşsa da kim bilir neler anlatacak olan Herekol dağı; en güzel benzetmeleri onda betimler. Ah bir anlatsa seninle geçen o kavgalı anları Herekol’un tarihi kayalıkları. Gözlerinde, yüreğinde biriktirdiğin yoldaşlarının özlemlerini, hasretliklerini. Dağ yürekli gerilla Herekol’un, bu zorlu yolu yürürken, birçok kere nasıl bir heyecana, sevgiye ve inanca yatırdığını kendini. Dağ yürekli savaşçı Herekol gibi, her bir dar patikayı ve mecal bırakmayan yolları arşınladıkça daha fazlasına tanık olma heyecanı ile yüzünden eksik olmayan tebessümlerini. Çılgın bir savaşın içerisinde adalet yaratmanın, gerçek varlığına kavuşma şevkini. Savaş meydanında hak arayışında olan ve halkının değerlerini kanlı bir savaş meydanında kazanmaktır Herekol olmak ve ölümüne bir kavgaya tutulmaktır. Herekol’ca asi, amansız, coşkulu bir yürekle her anı yaşayarak yarının insanlarına yaşatabilme arzusu ile dolup taşmayı. Bunun için bir anını dahi boşa harcamamak için her işe koşan fedakâr yanını. İşte özgürlük tutkunu Herekol’un kapıldığı o dervişane yürekte, özgürlük sevdalılarının sevgisine erişmek vardır. Herekol dağına elini verip, Gabar’a ruhunu teslim etmek vardır yazgısında. Zalimin hain, faşizan saldırısına karşın Herekol’ca savaşmak vardır.
Kürtlerin parçalanmış, çalınmış, esir edilmiş kadim topraklarında sıradan bir yaşamın seyrine kapılmak Herekol’un kitabında yer alan bir durum olamaz asla. Susmak, yerinde durmak, boyun eğmek bir Egit’in kişiliğine ters ve yanlış bir durumdur ve Herekol en çok ta böyle olmaya öfke duyar. Ve kendisini Önder Apo’nun ideolojisinde aydınlandıkça daha bir bilinç ile her insana ulaşma derdine düşer. Çünkü; özgürlük aşkı herkesle paylaşılması gereken bir şeydir. Bunun için her gün, ter döker, beyninde depremler yaratarak kendisini daha fazla adamanın arayışını benliğinde derinleştirir.
Savaş zalimce yürütülmekteydi bu asi, düşmana geçit vermeyen direngen dağlarda ve Herekol için bu savaş ve koşulların imkansızlığından daha zor bir durum vardı. Öyle bir durum ki onu derinden kızdıran. Asla kabul edemeyeceği, tahammül sınırlarını zorlayacak, tüm hücresine kadar derin bir acı ile dolup taşacağı ‘’zor geliyor’’ diye tabir edebileceği tek şey! O da Önder Apo’nun yıllar boyu içerisinde bulunduğu işkence ve tecrit sistemi! Asla yüreğinde sönmeyecek kor bir ateş, acımasız, zalimce bir gerçeklik. Önder Apo şahsında tecrit edilen, katledilen, anaların göz pınarlarını kurutan olaylar yakıcı ve zor gelecekti Herekol’a. Herekol Apocu bir militan olarak, bu duruma son verici bir hamlesel amaç haline getirecektir kendisini. Hesap soracak, intikam alacak, hesapsız bir günü dahi yaşamayı kendisine kabul etmeyecek ve haram kılacaktır. Şehitler kervanına katılan her yoldaşının acısını yüreğinde taze tutarak onların dökülen kanlarının hesabını sormadan asla onlarla buluşmaya cesaret edemeyecektir.
Herekol için; Kürt halkına revaymışçasına yaşatılan her bir katliamın, dökülen her damla kanın, her damla göz yaşının hesabını, her Kürt bireyinin kendisinin de sorma vakti gelmiştir. Tüm boyun eğmelere, tüm teslimiyetlere, tüm onursuzluğa bir dur demenin vakti gelmiş ve bundan sonra hesap soranın Kürt’ler olması gerektiği konusunda ikna olmuştur. Kavga ancak bu temelde olduğu zaman Kürtler kendi varlıklarında anlam bulabilir ve kendilerini koruyabilirlerdi.
Yurduna dört elle sarılmış ve topraklarını özgürlüğe kavuşturma uğruna kendi canından üç fidanı Kürdistan topraklarına büyük bir moral ve inançla armağan etmiş, bir Kürdistani aile. Büyük ağabeyi Ferhat’ın izinde olan Herekol’u 2015 yılında küçük kardeşi Harun izler ve PKK saflarında üç bağ bir arada büyük bir dava uğruna savaşmayı onurluca bir yaşamın kilidi sayarak atılırlar özgürlük mücadelesine. Üç büyük yürek, üç fedakâr gerilla, üç militan, üç kardeş. Farklı bedenlerde yaşasalar da özgürlük anlamında üçü tek beden, tek ruh, tek amaç olmuşlardır. Kürdistan özgürlük davasında her kardeş dağların her karış toprağına büyük bağlarla bağlanarak Kürdistan’ın her dört parçasında yürütülen devrim mücadelesine yılmaz ve baş eğmez bir nefer olmanın kutsal bir görev ve sorumluluk olduğu bilinciyle yaşar. Kor gibi özgürlük ateşiyle yanan bu üç yürek Kürdistan devrimine büyük emekler sarf ederler ve düşmana karşı verilen savaşta büyük bir öncülük yaparlar. Bu değerli ailede özgürlüğe bedel veren bu üç büyük kahraman PKK hareketinde geçirdikleri her güne ve an’a kendilerinden bir şeyler katarak, özgür yaşamı Kurdistan dağlarında dolu dolu yaşarlar.
Halkını korumak için kendisini tarihsel, ideolojik, örgütsel düzeyde geliştirmesi gerektiği inancıyla donananır Herekol. Bunun için de PKK’nin eğitiminde kendisini her zamanın gerillası haline getirecek yoğunlaşma ve birikime ulaşır.
Ey Kürdistan’ın asil ve asi evladı. Sen buğday sarısı saçlarında ve yüzündeki çizgilerde ne acılar ne sevinçler ne anılar biriktirmişsin. Yüzünde yavaş yavaş belirmeye başlayan çizgiler, ne çok şey anlatıyor insanlığa. Gözlerindeki öfke kıvılcımı; hem kötülükleri yakıp kül etmek istercesine öfke ile parlarken, bir diğer yandan o insan sevgin için kendini nasıl bir aşkla adamak istediğin okunuyor o ela gözlerin derinliğinde. Kendini adamak isteyen bir dervişin olgunluğu çökmüş omuzlarına. Tanık olduklarına, duyduklarına, gördüklerine karşı böylesi bir tarihi bilinç ile kavga yürütmek ancak senin asaletindeki Egitlerin işidir. İliklerine kadar, her hücrene kadar, damarlarında akan her damla kana kadar hissetmek, yaşamak ve kilitlenmek, senin yaşam felsefen, başarı zeminin olmuş. Tüm bunlar seni soluksuz bir savaşın içerisinde yoğurmuş, pişirmiş ve tüm insanlığa armağan etmiş. Sesini duyduğuna, sesini duyurmak istediğine yerinde ve zamanında ulaşmışsın. Saçının telinden, tüm benliğine kadar Önder Apo ile yaşamış ve onun amacında emir eri olmuşsun. Anlamanın, özümsemenin ve anında yerine getirmenin pratiksel talimatısın. Yaşam tarzınla tüm Kürt halkına armağan olan doğru bir yaşam talimatısın. Sen anlaşma, sen kararlılık, sen onurlu yaşamın yaratıcısı, sen PKK’nin intikam ruhu olmuşsun.
Faşist düşmanın dayattığı sahte, yalan yaşamın inkarına karşı kendini küllerinden yaratan insanlık savaşçısısın. Hakikat aşkı ile kendini dirhem dirhem hakikat aşkına yatıran efsane komutan Herekol Şiyar’sın. Sözün her gencin intikam sözü, savaşın Kürt halkının yeniden yaratılış hikayesi, yoldaşlığın kadın özgürlüğüne saygı, silahın yoldaşlarının intikam hesabını soran intikam aracıdır. Halkına yapılan zulmün acısıyla kor alevlerde dövdüğün yüreğinde ne fırtınalar kopmakta. Bunu ancak toprağın kutsallığına adananlar hissedebilir. Alçak ve hain düşman askerinden hesap sorma anında sen keskin bir adalet kılıcı olup her haksızlığı param parça eden asalet timsalisin. Senin her adımın yeni bir başlangıç, yeni bir gelecek ve güzellikleri yaratan sihirli bir el gibi. Arşınladığı her patika, her yol umuda yolculuk, dile gelen her sözcük sevgiye gebe, elini attığın her iş duru ve temiz.
Sen her ananın göz pınarlarında biriken ve düşmana inat akıtamadığı damla, sen her çocuğun yüzüne yayılan masum özgür bir gülümseme, her gencin heyecanla çarpan deli dolu yüreğisin. Dur durak bilmeden tüm çirkinlikleri önüne katıp temizlemek isteyen fırtınalı bir yağmur gibisin. Düşmanın namert askeri dağları kuşatmışken, senin yüreğini verdiğin Gabar dağında, Gabar sana sen Gabar’a ses olmuşsun. Herekol’dan uzanıp Gabar’da onursal Kürt kimliğinle kan kusturmuşsun hainin askerine. Dağlar senin ve sen onu almaya gelenlere geçit vermemek için bedenini siper etmişsin koskoca yaman Gabar dağına. Senin sıktığın her mermide hainlik yerle bir olurken, Gabar dağında yankılanan ses senin öfkeni yansıtır. Senin dağlarında kirli, kanlı postallara yer yoktur. Çünkü; sen oradasın o dağların koruyucusu Herekol heybetinde savaşçı gerilla. Faşist, işgalci, keftar düşman askeri, senin iradenle, etinle, tırnağınla, terinle, kanınla, her hücrenle kazandığın bu zaferi asla senden alamayacaktır. Gabar senin heybetli bedeninden akan özgür kana ve son nefeste bile ‘’ Biji Serok Apo’’ diyerek gülümseyen gözlerini, gülüşünü nesilden nesile aktaracaktır.
