HPG

Kurdistan Halk Savunma Güçleri

Öz savunma, canlı varlıkların kendilerine yönelen her türlü tehdit veya saldırıyı öz güçleriyle boşa çıkarma ve bertaraf etme bilincini ve yeteneğini gösterebilmeleridir.

Her canlı için var olmanın yegâne yoludur. Varlığın kendi güvenliğini sağlaması, kendini özgür kılması mücadelesidir. İnsan türü ve toplum için bir bilinçtir. Kendini savunma, koruma, var etme, varlığını sürekli kılma bilinci. Bir yaşam çizgisi, örgütlülüğü, ahlaki-politik bilinci olarak da yorumlanabilir.

Salt şiddet içerikli saldırılar karşısında kendini savunmaktan ibaret değildir. İdeolojik, kültürel, inançsal saldırılar karşısında kendini savunmak öz savunmanın cevherini oluşturmaktadır.

Bilge insan öz savunmayı "en temel bilinç, örgütlülük ve eylem işi” olarak tanımladı. Kendisi olma ve savunabilme bilincidir. Yine Sokrates “kendini bil” öğretisini yaparken öz savunmanın gerekliliğine işaret eder. Ya da öz savunmanın temeline “kendini bil” adımını koyduğunu söyleyebiliriz. Demokratik ulus bireyleri olma yolunda ilerlerken, öz savunmaya vazgeçilmez bir ilke olarak bakmak en doğrusudur.

Kimi boyutlarıyla öz savunma bilincini daha da somutlaştırırsak; evrenimizin kendini var etme ve varlığını sürekli kılma mekanizmasında öz savunmanın başat rol oynadığını görebiliriz. Canlı bir evrenden söz ediyoruz. Evrenimizin sürekli işleyen bir hareket tarzı var. Galaksimiz envai çeşit renkliliğine sahip. Bu renkliliğin kendi arasında bir uyumu söz konusu. Galaksimizin sarmal kollar şeklinde hareket ettiği belirtilir. Ve algımızın, algıladığımızın çok üstünde bir hızla ve uyumla hareket halindedir. Belki de uzay ve zaman boşluğundan gelebilecek bir tehlikeye karşı kendini savunma pozisyonundadır. Galaksimiz keşfedilmeyi bekleyen hazine misali başucumuzdayken, evrenimiz içinde olan canlıların savunma mekanizmalarını irdeleyebiliriz.

Öz savunmayı canlıların varlıklarını korumak için gösterdiği doğal bir refleks etki-tepki olarak ele almak tek da başına yeterli olmaz. Bu temel özelliklerle birlikte insan türünün gelişim seyrine bu minvalde bakmak faydalı olacaktır.
insan türünü̈ diğer varlıklardan ayıran en temel özellikleri şu şekilde sıralamak mümkündür; düşünce, konuşma, tasarlama, alet yapma, toplumsallaşma, anlamı oluşturma vb. İnsandaki bu özelliklerin gelişimi milyon yıllara varan uzun bir evrim sürecinin sonucu olarak gelişti. Toplumsallaşmayı, insan türü̈ içkin önemli bir öz savunma mekanizması olarak ele almamız gerekiyor. Bilinçli biraradalığı ifade eden toplumsallaşma, insan türünün varlığını sürdürebilmesi için olmazsa olmaz bir anlamı ifade etmektedir. Toplumsallaşma, insanın her türlü̈ saldırı ve yaşam güçlüklerini karşılamada en temel yaratım olmuştur.

Toplumsallaşma insan türünün varlık koşuludur

Bilge insan, insanlığın gelişim seyrinde “toplumsallığı insan türünün varlık koşulu" olarak değerlendirir. Devletçi iktidarcı sistemin gelişmesi beraberinde şiddet ve zor anlayışını hâkim kılmıştır. Sınıflı topluma geçiş̧ ile beraber insanın cinsini sömürmesi, doğayı, hayvanları ve tüm insani değerleri sömürmesini koşullamıştır. Birey veya toplumlar için zorunlu savunma savaşı dışında hiçbir savaş̧ türünü̈ mübah göremeyiz. Devlet-iktidar zihniyetiyle yürütülen savaşlar her zaman için topluma felaket, kötülük ve yıkımı getirmiştir. Zor olgusuna (savaşa) başvurmak ancak varlığını, özgürlüğünü, onurunu korumanın başka bir yolu kalmadığında bir anlam ifade eder. Bu anlamda, tarihten günümüze kadar yürütülmüş olan ve yürütülen devrimci halk savaşlarının özünde öz savunmayı ifade ettiğini belirtebiliriz.

Gönümüz koşullarında kendini var etmenin mihenk taşıdır öz savunma. Her birey, toplum, grup, sistem veya canlının öz savunma mekanizması olmadan kendini sürdürebilmesi mümkün gözükmemektedir. Onun için de hayatın her alanında ve anında özgürleşmenin aktif mücadelesini vermek, özgürlük bilincinin sürekliliği içinde yapısal ve anlamsal boyutuyla koruyabilmenin mücadelesini süreklileştirmek önemlidir.