HPG

Kurdistan Halk Savunma Güçleri

Ulus devlet düşüncesine karşı bir çare olarak demokratik ulusun inşası toplumun kendi özüne sahip çıkması ve en yalın haliyle toplumsallığın yeniden ve canlı bir şekilde inşa edilmesidir.

Önder Apo Kürt halkına tarih sahnesinde bir yer oluşturmak isterken aslında köklerdeki toplumsallığı yeniden ve daha güçlü bir şekilde yaşatmaya çalışmaktadır. Sistemin tek tipleştiren ve liberalizme boğan insan modeli toplumu adeta nefessiz bırakmakta ve körleştirmektedir. Toplumsallaşması ve birliktelik zemininde yaşanması gereken en temel olgular bile silikleştirilerek ulus devlet eliyle heba edilmektedir. Bundan dolayı demokratik ulus fikri toplumun kendi gerçekliği içerisinde tüm toplumlarla birliktelik zemininde yaşayabileceği bir sistem olmaktadır. Bu aslında insan olmanın özünü teşkil etmektedir. Önder Apo’ nun da belirttiği gibi ulus devlet iktidarcı iken, demokratik ulus toplulukların dayanışmasına v öz yönetimine dayanır. Ve bu birliktelik ahlaki-politik toplumun da harcı olmaktadır. Demokratik ulus kimliği ortak bnir ahlaki yapıya, ilkelerine, politik akla ve ortak toplumsal çıkarlara hizmet eder. Irk, ulus ve inanç kimliklerinin ötesinde paylaşımı ve dayanışmayı önceler.

Önder Apo manifestoda bu konuda şunları söylemektedir;” Ulus-devlet bir iktidar örgütlenmesi iken, demokratik ulus bir toplumsal yönetim örgütlenmesidir. Ulus-devlet tek tip homojen toplum yaratımı mühendisliğine dayanırken, demokratik ulus çok kimlikli, çok kültürlü, heterojen toplum doğasına dayanır. Ulus-devlet kimlikleri iktidara araç kılarak çatıştırmaya, birbirine kırdırmaya dayanırken, demokratik ulus farklı kimlik ve kültürlerin demokratik ilişki ve dayanışmasına dayanır. Kimlikleri iktidar aracı olmaktan çıkarır.”

Önder Apo demokratik ulus kavramının özgürlüğe imkan tanıyan bir kavram olduğunu belirtir. Bu belirlemeden yola çıkarak diyebiliriz ki, Demokratik ulus kavramında tüm topluluklar ve farklılıklar kendi fikirlerini, düşüncelerini, istemlerini, red ve kabul ölçülerini özgürce ifade edebilir. Yani ortaklaştırabilir.

Buradan çıkışla önder manifestoda şu değerlendirmeleri yapmaktadır; ”Demokratik Modernitenin çözüm perspektifi, Demokratik Ulustur. Demokratik ulus kavramını da doğanın ve düşüncenin diyalektiğine dayanarak ortaya çıkardık. Bu kavram özgürlüğe imkân tanıyan bir kavramdır. Farklılıklar kendini özgürce ifade edebilir. Dinde laiklik, milliyetçilik ve ulusal sorun gibi arızalı kavramlara karşı demokratik ulus kuram ve kavramı, yeni bir çözümü geliştirebilecek içeriğe sahip olmaktadır. Bu kavram hem beni hem de tüm ilgili çevreleri bugünkü çözüm sürecine taşımıştır. Bu çok önemli. Adına temel çelişki denilen şey budur.”

“Tüm ulus-devletler modern çağın uluslaşması oluyor. Ama zorla şiddetle, iktidarla. Yani devlet eliyle bu uluslar oluşturuluyor. Ulusun içine iktidar girdiği zaman ulus-devlet oluyor. Ama içine demokrasi girdi mi demokratik ulus olur. Demokratik ulus olabilir mi? Elbette olur. Toplumun tümü bunun içinde olabilir. Demokratik modernite çağdaşlık içinde oluşmuştur. Bu çağdaşlıktan bir kapitalist ulus bir de demokratik ulus doğuyor.” Mesela İsviçre demokratik ulusa yakın, ama Almanlar tepeden tırnağa ulus devlet. Yani bunların da dereceleri var. Bana göre İskoçya bir demokratik ulustur. Ama İngiltere bir ulus-devlet, hem ulus-devlet var hem demokratik ulus. Bunlar bizim için de hayati olacak.”

“Demokratik ulus önemli oranda "komünler komünü” olarak tanımlanacak. Demokratik ulusa sosyalist ulus da denebilir, hiçbir sakıncası yok. Halkın ulusal toplum olması, ulusun sosyalist olması, demokratik ulus olarak da ifade edilebilir.”

“Biz önceleri “aşiretçilik kötüdür” diyorduk. “Hemen ortadan kaldıralım” diyorduk, oysa binlerce yıllık bir kültürdür. Pozitif yönleri de var. Onu demokratikleştirmek, çağdaşlaştırmak gerekiyor. Demokratik ulus kavramı da bunlarla ilgilidir. Bütün bu etnisiteleri, tarikatları, mezhepleri hatta dinleri kapsayacak bir derinlik ve genişliktedir.”

“Kürdistan hem Yahudiliğin hem Hristiyanlığın doğduğu coğrafyadır. Müslümanlığın başarıldığı yerdir. Bunları inkâr etmek yerine demokrasi ve barış içinde kendilerine ifade etmelerine ve birleşmelerine imkân açmak gerekir. Bunlar birleşti mi muazzam bir demokratik ulus enerjisi açığa çıkar.”

“Demokratik ulusun büyük gücü buradan gelir. İçinde her türlü mezhep, din vardır. Bir nevi konfederal biçimde yaşarlar. Demokratik konfederalizm dediğimiz budur.”

“Demokratik modernitenin zihniyeti demokratik ulus ise bunun bedenselleşmesi, siyasi hedefleridir. Buna komünler komünü, komünalite, komünler birliği, komünler topluluğu diyebiliriz. Bunu devlet kavramıyla karıştırmamak gerekiyor. Komünler, toplumun temel ihtiyacıdır, özyönetimcidir. Komün, demokratik ulusun kök hücresidir.”

“Demokratik modernite, ulus-devlete karşı demokratik ulus modelini geliştirir. Ulus-devletin Ortadoğu'nun tarihsel toplumsal gerçeklikleriyle çelişki arz etmesi, demokratik ulusun geliştirilmesine zemin sunmaktadır. Demokratik ulus farklılıklara açık, esnek bir toplumsal örgütlenme modelidir. Ulus-devletin milliyetçi, dinci, pozitivist ve cinsiyetçi zihniyetini reddeden demokratik ulus zihniyeti, toplumu tüm farklılıklarıyla birlikte yaşatma modelidir, bütünlüklüdür. Bu temelde tekleştirici, homojenleştirici her türlü ideolojiyi reddetmektedir. Ortadoğu gibi çok kültürlü, çok kimlikli bir coğrafyada başka bir çözüm seçeneği yoktur, olamaz.”

Önder Apo’ nun yaptığı tüm bu değerlendirmeler ışığında günümüzün en temel toplumsal sorunlarının yegane çözümü demokratik ulus fikrinin inşasında yapmaktadır. Kapitalizmin ve onun ideolojisi olan liberalizmin gittikçe körelterek uyuşturduğu toplumsal aklı bir zümrenin veya kesimin iktidarından kurtarmak için demokratik ulus inşasına girişmek toplumun her bir ferdi için en temel görevdir. Bu bir ütopya değildir. Aksine gerçekleşebilecek en büyük fikirdir.